Ta Kendisi | Fərqli Ama Sıradan #4

Ta Kendisi

Gece..Dolabımdaki canavarları görmeme yetecek kadar aydın bir gece.Bu kadar parlak olduğu için ayı lanetledim.Sarhoştum.Boşlukları şarabın doldura bileceğine inanmış herkes gibi..Tavana bakmıyordum.Çünki yoktu.Aksi taktirde nasıl olur da yıldızları görüyordum?Bu soruyu bir kenara bıraktım.Yine dozunu kaçırmıştım belli ki.Uykum gelene kadar beklemek zorundaydım.Ve sevgililerinin hazırlanmasını bekleyen adamların yaptığı gibi boş boş düşünmeye başladım.
Muhtemelen yarım saat sonra uyumuş olacağım.Ve iki saat sonra da uyanırdım genellikle.Sorun da buydu.Neden uyanıyorum ki?Ben bedenimin yerinde olsam uyanmazdım.Belli ki o benim gibi anlamsız düşünceleri olan birinin bedeni olmaktan memnundu.Ama yine de uyanmak istemiyordum.Uyuduğumda hiç bir şey değişmiyorsa uyanmamın ne anlamı vardı ki? Belki de bu anlamsız döngüde sandığımdan fazla anlam taşıyordum da ondan.
Acaba ne rüya göreceğim diye düşünmeye başladım.Keşke önceden seçe bilsem.Rüyamda Tanrı olup intihar ederdim.Ya da bir buldozer olurdum.İnsandan pek bi farkı olmadığı için rüyada olduğumu anlayamazdım muhtemelen.
Ama ne fark eder ki?Eninde sonunda bitecekti.Diğer tüm rüyalar gibi.Her neyse..Size bir sorum var.(bu yazıları yazarken birilerinin merakla okuya bileceği hiç aklıma gelmediği için burda "siz" diye yatağımın altındaki canavarlara hitap ediyorum)
Rüyalar bittiğinde mi uyanırız yoksa uyandığımız için biterler mi?Evet hiç bir şeyi değiştirmeye bilir bu sorunun cevabını bulmak ya da dünyaya bir yararı olmaya bilir.Ama bu sorular kadar anlamsız olmasına rağmen her sabah uyanan ve bunun farkında olmadan yaşamaya devam eden milyarlarca insan varken böyle anlamsız bi soruyla sizi meşgul ettiğim için bana kızmazsınız diye düşünüyorum.Hem bu sorularla zamanınızı çalmış olmuyorum.Zaten boş zamanlarınızda anlamsız platformlardaki anlamsız paylaşımlara anlam yüklemekten başka yaptığınız bir şey yok sizi kahrolası canavarlar!(dedim ya yatağımın altındakilerle konuşuyorum)
Aslında bir kaç kez yatağımın altına eğilip bu canavarların nasıl yaşadıklarını izlemişliğim var.Ve  günbatımlarının fotoğraflarını çekerken asıl güzelliği izleme şansını kaçırdıkları, inandıkları her şeyin yalan olduğu, üzerlerinde deney yapılan farelerden bir farkları olmadığı,içlerindeki yabani duyguları bastırıp onlara dayatılmış medeniyyet algısıyla yaşadıkları,ucuz şarap içtikleri ve daha bir çok şeye maruz kaldıkları için onlara acımıştım.Sonra da kendime.. Hayır hayır uyuyamadığım için değil.O canavarlardan biri olduğum için...kendime acımıştım.
Ve daha da acı olan.Düşünülecek şeyler bitmişti.Hepsini bu gece bitirmeseymişim keşke.Tüm parasını kumarda kaybetmiş biri gibi hiss ettim kendimi.Ve düşünülecek şeyler bittiğine göre sıra düşünülmeyecek şeylere gelmişti.Bir babanın kızına tecavüz etmesi ve ya bir adamın atlara karşı ihtiras duyması gibi.Düşünülmeyecek şeyler.Düşüncesi bile iğrenç olan yaşanmışlar.Görmezden gelinen gerçekler,kaçınılan sorular gibi.
Ama merak etmeyin.Canavarlardan olsam da düşünülmeyecek dediklerim onlarınkinden farklı.Hayal edemediğim şeyleri düşünemezdim genellikle.Ve artık emindim.Uykum gelene kadar hayal edemeyeceğim bir şey hayal etmeye çalışacaktım.Evet..Ta kendisi...




Not:Metinde de belirtildiği gibi düşünülecek şeyler bitmiştir.Bu metinlerin "yazar"-ı olan ruh hastası yazmaya bir az ara verdikten sonra yeni duygular deneyimleyip,farklı türden kitaplar okuyup ve değişik anlamsızlıklar bulup kendini "geliştirerek" zamanınızı çalmak için geri dönecektir.O gelene kadar Şeyma Subaşı'nın Sadece Şeyma kitabını okumanızı tavsiye ederiz.
                     
                                   Saygı ve Nefretle 1451.

Tahir Aminov

©SHA™

Yorum Gönderme

1 Yorumlar